Profil Fotoğrafından Karakter Tahlili

Bugün ne zamandır içime attığım, böyle karnımda topak olmuş, yumak olmuş bir konuda suskunluğumu bozmak istiyorum. Öhöğm..

Konumuz, sosyal medya mecralarında profil fotoğrafı olarak ünlü ve güzel aktrislerin, şarkıcıların görüntülerini kullanan kızlar. “Bayanlar” veya “hanımlar” demiyorum çünkü gördüğüm ve duyduğum kadarıyla kadınların çoğu bu kelimeleri sevmiyor; samimiyetsiz veya seksist buluyor. “Kadınlar” da diyemiyorum çünkü bahsettiğim profil fotosu olarak ünlü fotosu uygulamasını yapan kadın benim nazarımda hala “kız”dır. Yaş veya yaşam şeklinin bununla en ufak bir alakası yok ama “kadın” diye anılmak için kişinin kendini biraz daha çözmesi gerekiyor sanki. Siz söyleyin allasen, “ayh çokh benziyoroz galbaağ!” diyerek başka bir insanın ünü ve güzelliğinden sebeplenme arzusu kadınsıdan ziyade kızsal, hatta çocuksu bir davranış değil mi?

“İstediğim görseli profil fotoğrafı olarak kullanırım Ted, bance saçmılıyosağn!” dediğinizi duyar gibiyim sayın aktrisçiyan. Tabi ki kullanabilirsiniz, fakat kullanırken şunları dikkate almanız yararınıza olacaktır:

1) Benzemiyorsunuz
Profil fotoğrafınızı kaplayan aktrise benzediğinizi ima ettiğiniz belli oluyor ve bu çok komik duruyor. Tecrübeyle sabittir, bu tip vakaların %99.9′unda – kusura bakmayın ama – kendinize benzettiğiniz güzele benzemiyorsunuz; en iyi ihtimalle onun kötü bir kopyası gibi duruyorsunuz. Bunu kendi elinizle insanlara hatırlatmanıza gerek var mı?

2) Benzediğinizi Söyleyenlere İnanmayın
Sizin işbu fotoğrafı sergilemenizden daha komik bir şey varsa o da şakşakçı kız arkadaşlarınızın bu iddianızı yorumlarıyla pompalamaları oluyor: “Ayy inanmıyorum ayynısıaa”, “çok güzel çıkmışsın yine canikoo! ;)” veya “bu senin yanında solda sıfır kalır bebeyimmm ” vb.. Hani, “bak ben seni like ettim, benzettim; birazdan ben de Sıkarlet Yohanson’u profil fotosu yapacam, benzetmezsen ben seni benzetirim!” der gibi… Zaten bir kere de biri kendisini nispeten çirkin birisine benzetsin, yok… Herkes bir içim su!

3) Erkekler Koyabilir, Siz Koymayın
“Erkekler de profil fotoğrafına artiz koyuyo?” bahanesi maalesef geçerli değil. Zira bir erkek aklını şaşırıp profil fotoğrafı aracılığıyla Conidep veya Bretpit gibi çocuk olduğunu ima ederse, kendisine gönül rahatlığıyla “hadi be ordan, kıçımın Conidepi!”; “Bretpitler kovalasın seni!” diyebiliyor, hatta bunu fotoğrafın altına yorum olarak bile yazabiliyoruz. Gülüyor eğleniyoruz, kimsecikler de alınmıyor.

Fakat sizdeki durum öyle mi? Bilakis bunalıma girersiniz alimallah. Durum böyle olunca sizin sözde benzerliğinize laf da edemiyoruz. Kız arkadaşlarınızın şakşakları eşliğinde, tepkilerimiz içimizde birikiyor birikiyor, sonra böyle saçma sapan bloglara döküyoruz birikeni. Yapmayın, koymayın el alemin fotosunu oranıza buranıza, gözünüzü seveyim. Siz olduğunuz gibi güzelsiniz.* Güzellik insanın kendin bilmesidir, falan filan.

 

 

* başka blogun konusu

Tek Parmak Bilgisayar Kullanımı, FW Mail ve Facebook

Dijital vs. Analog Jenerasyon
Küçükken internetler tarafından bulunup yetiştirilmiş bir jenerasyon var. 2000 senesinde alüminyum folyo kaplamayla doğan Milenyum çocukları ve onların kardeşlerinde görülen bir vaka bu; daha ilkokula başlamadan bilgisayarı çözüyorlar. Sanırsın ki bir yerlerinde USB, Firewire girişiyle doğmuşlar ve tüm teknolojik dünya bedenlerinin bir uzantısı. 6 yaşındaki veletten Playstation dövüş oyununda tertemiz dayak yediğimi bilirim.  Oyun bittikten sonra salon halısının üzerinde boğuşurken ona çektiğim pörfek komboyu 50 yaşına gelse de unutmaz artık, cüce kılıklı dijital artiz…

Bir de bu kuşağın siber devrime göre simetriğinde başka bir jenerasyon var. Onları da vakt-i zamanında radyolar bulup büyütmüş. İlk TV yayınını, açık hava sinemalarını, Ay’a ayak basılan günü ve boğaz köprüsüz İstanbul’un nasıl bir şey olduğunu hatırlar bu jenerasyon. Doğruya doğru, adaletli kalkınmamayı adaletsiz kalkınmaya her halükarda tercih eden bir nostaljist olarak, benim gönlüm her daim bu jenerasyondan yana. Dijital torunların mükemmel oyuncakları varsa, analog büyükanne ve dedelerin ruhu var.

Bu iki uç jenerasyonun tam ortasında kalan; cep telefonu ve interneti ergenlik çağında tanımış bir jenerasyonun temsilcisi olarak bir yandan fiberoptik kablonun ucunu kaçırmamaya çalışıyorum, bir yandan da dijital dünyanın devamlı olarak kovalanması, yetişilmesi gereken bir unsur olmasından hakikaten bık-tım. Bıktım.

Analog Jenerasyon ve Bilgisayar
Çağın gereklerine ayak uydurmak konusunda kendimi kötü hissetmek istediğimde dijital jenerasyona, iyi hissetmek istediğimde ise analog jenerasyona bakıyorum. Ve geçenlerde, kendimi iyi hissetmeye çalışırken şunu farkettim: Analog jenerasyonun bilgisayar kullanan ciddi bir kesimi, henüz copy-paste yapmayı bile bilmiyor. O kadar basit ve güzel bir teknoloji anlayışları var ki, tüm bilgisayar deneyimleri sol mouse tuşu – ekran ilişkisinden ibaret. Tercihler, seçenekler, seçimi evirmeler onları bağlamıyor. Tek bir işaret parmağı ile sanal dünyaya cesurca meydan okuyan bu sevgili büyüklerimiz için neden şöyle bir bilgisayar üretilmiyor, hala anlayabilmiş değilim:

Aile büyükleri ve onların akranları için optimize edilmiş bilgisayar projesi

Facebook İcat Olundu FW Bozuldu
Birkaç yıl öncesine kadar, şöyle başlıkları olan maillere ne sıklıkla maruz kaldığımızı hatırlayalım:

“Fw:FW:fw:FW (MUTLAKA OKUYUN!) KEredİ Kartların da kanserojen mikrop çıkabiliRR!”

“fW:Fw: SONUNA KADAR ATLAMADAN OKU VE YAZILANLARI YAP  (bende işe yaradı!) hARİKA bİŞİY!”

“FW:fw:fw:fw: Ülkemizin gizli serveti: TORYUM! (paylaş herkes duysunnn)”

“fW:fw: Mükemmel bi şiir harika kedi fotağrafları SUNUMU KESİN İZLEYİN Attch: ssonBahardakediler.ppt”

“fW:Fw:FW:fw: Bİr Dilek tuTMADAN okumA! Bu maili aldıysan biLKİ sende 1 MELEKSİN! (DİKKAT: Sadce 10 sevdiğiN kişiye Gönderirsen gerçek oluRRR!!) GARANTİLİ”

O dönemler benim için gerçekten kabus gibiydi. Hatta bir kere dayanamayıp tüm sülalemiz için kurulmuş e-gruba FW mail ve zararları hakkında sert ve ukalaca bir mail atmıştım. Az küstah değilmişim… Kelli felli amcalar, yaşlı başlı teyzeler kırk yılın başında bir mail paylaşıp sosyalize olmak istesinler, ben de bilmiş bilmiş “bu mailler olta aslında bıkbıkbık” diye heveslerini kırayım: Klasik bir dayaklık ergen reaksiyonu.

Tesadüfen, FW mailleri olduğu gibi kabul edip görmezden gelmeye başladığım dönemde, e-mailime daha az sayıda FW mailin düşmeye başladığını farkettim. Neden sonra anladım ki, FW mail aktivitesinin yerini internet paylaşımının yeni adresi Facebook alıyordu.

Yukarıdaki grafikte de açıkça görüldüğü gibi, Facebook denen oluşum, tek parmakla internete katılımı en pratik şekilde mümkün kılarak, e-mail hesaplarımızı FW maillerin karanlık dünyasından büyük oranda arındırmayı başardı.

Artık FW maillerden ziyade, şöyle Facebook paylaşımları ve mesajları görüyoruz:

“Kıymalı yerine peynirli börek diyen 1,000,000 kişi buraya!”
“Bunu paylaşmayan Atatürk’ü sevmiyodur ve uTANMALIDIR!”
“Biliyorum hiçbiriniz paylaşmak istemiyceksiniz ama yinede feysbuk da vicdanı olanlara sesleniyorum…!!”
“Arkadaşlar bi arkadaşım rica etti noolur  sevmesenizde 1 saat profiliniz de kalsın sonra silin!”

“Ahmet Densiz seni 3 fotoğrafta etiketledi.”
“Canan Omniprezıntoğlu sana 5 etkinlik davetiyesi gönderdi”
“Zehra İşiyok sana bir adet saksı gönderdi.”
“Hilmi Aylakbakkal …şağını tarttı 0,23 kilo çıktı.”
“Hilmi Aylakbakkal sana bir tartı gönderdi!”

Tartı uygulamasını kabul ettiğiniz takdirde uygulama kimlik, fotoğraf, arkadaş ve kilo bilgilerinizi görebilecektir. Kabul ediyor musunuz?

Sosyal Medyatiklik Testi

Sosyal Medya Testi güvenlik kontrolünden geçmiştir.

Sosyal Medya Testi güvenlik kontrolünden geçmiştir.

 

Adınız, soyadınız, telefonunuz, kredi kartınız, e-mailiniz bizi hiç ilgilendirmiyor! Kişisel gelişin yeter. 14 soru mevcut. Allah zihin açıklığı versin.

Online Destek Hattı:
- Test penceresi aşağıda belirmediyse sayfayı yenileyiniz.
- Mobil versiyon için buyrunuz burdan yakınız.

Sosyal Medya Teşhirciliği Rehberi

Bayram tatilini geride bıraktığım şu saatlerde, oturup size ne kadar şahane bir tatil geçirdiğimi anlatmayacağım. Zira yoğun bir insanım ve Maldivler’den girsem, Bali’den çıkmam gerekecek ve tüm tatil deneyimimi paylaşacak zamanım yok.

Bugün sizlere balık vermeyip, balık tutmayı öğreteceğim. Zira bayramda biriken fanlarımı limitli profilime kabul etmek için bir kereliğine Facebook’a girecek oldum, aman Allah’ım o da ne: The Scene kan ağlıyor! Lifestyle yerlerde sürünüyor… Eş dost saydığım insanlar bile “ben de burdayım Feysbuk!” diyerekten tatillerine dair yüz karartıcı, stilden, trendden yoksun sosyal paylaşımlarda bulunmuşlar. Spesifik örnek verirdim ama, kimseyi rencide etmek istemiyorum.

Gelin bu geçtiğimiz bayramın sosyal medyadaki sefil yansımalarının üzerine kalın bir örtü çekelim ve önümüzdeki tatil, gezi ve hovardalıkları tam randımanla paylaşmak için neler yapmalıyız, onu öğrenelim (“öğrenin” demek istiyorum, ben zaten biliyorum):

1) iPhone şart.
Üzgünüm ama evet. Hatta iPhone 4 ya da üstü lazım. Daha ilk maddeden çaktıysanız, bu sayfayı bookmark edin, gidin alın bir tane iPhone, yazıya kaldığınız yerden devam edersiniz.

2) Instagram, Hipstamatic kullanın.
Bilmeyenler için altyazı geçiyorum, bu iki iPhone uygulaması, sosyal medyada fotoğraf paylaşımının olmazsa olmazı. Neden? Çünkü fotoğraflarınız lifestyle’ınızı yansıtabilmeli, hem retro hem modern durabilmeli ve konturları azıcık yanık / yıpranmış durmalı. Paylaştığınız fotoğrafınızın altında çıkacak “mobil ile”, “instagram ile” vb. ibareler de cabası.

UYARI: Sakın gidip ezik gibi dijital kamerayla fotoğraf çekip, sonucu oraya buraya elden yüklemeye kalkmayın. 90′larda değiliz artık. Hayır, Sepia preseti de kurtarmaz, komik olmayın.

3) Yemek fotoğrafı paylaşın.
Tatile gidip, orada yediğiniz yemekleri cümle alemle paylaşmamak mı? Şaka yapıyorsunuz herhalde sevgili tatilciyan. Somali mi burası? Tabi ki yemek fotoğrafları pay-la-şı-la-cak. Fotoğraflar sipariş yeni geldiğinde, masa hınca hınç yemek doluyken çekilmeli ki, kadraj kaloriyle dolsun, iştahlar açılsın. İleri demokrasilerde insanlar yemeğin sonunda ödedikleri hesabı da sosyal medyada paylaşıyorlar ama maalesef Türkiye buna henüz hazır değil.

4) Tatil arkadaşlarınızla sosyal medya üzerinden iletişim kurun.
Arkadaşınız  isterse odasında, isterse yanınızdaki şezlongda olsun, farketmez. Birbirinizin fotoğraflarını çekin, tagleyin, birbirinizin paylaşımlarını “like” edin. Yemek fotoğraflarının altına “afiyet olsun! ehehe”, “offf seninki çok güzel duruyo versene biraz eki eki” benzeri esprili minik yorumlar serpiştirebilirsiniz. Burada maksat, paylaşımların reytingini paylaşan arkadaş sayısıyla çarpmak. Unutmayın, muhabbete ne kadar çok lokal insan dahil olursa, sizin o şahane tatil deneyimlerinizden o kadar çok sosyal medya kullanıcısı sebeplenir.

5) Facebook Places, Foursquare: Bunlar yoksa mekan gezmeyin daha iyi.
2011′in sonuna yaklaştık, hala Facebook’ta “alaçatının akşamlarıda bibaşka güzel! :D” benzeri REZİL, ilkel paylaşım şekillerine rastlıyorum. De bağlacının bitişik yazılması ve benzeri yazım hatalarını geçtik diyelim. Kardeşim, GPS’in de mi yok? Check in edeceksin Places veya Foursquare ile, biz de belgesiyle göreceğiz nerede olduğunu. Bu ne laubaliliktir anlamıyorum. Tüm Facebook camiası toplanmış, senin hangi venüde olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz, sen gitmiş “alaçatıda” gibi hem zevzek, hem muğlak mesajlar post ediyorsun. Check in etsen ne güzel göreceğiz “x was at Alaçatı Fun Fin Ski Beach Club” diye. (Bu bölümde “sen” diye konuşarak olaya dinamizm kattım ama aslında lafım bu hataya düşen herkese…)

UYARI: Ola ki sizin bulunduğunuz “fikfok sunşayn kılap”a bir tanıdığınız check in etti. Sakın ha bu kişiye özel mesaj veya telefonla ulaşmaya kalkıp sosyal medya reytinginizi heder etmeyin. Çok pişman olursunuz. Yapmanız gereken, işbu kişinin check in mesajının altına “nerdesin yaa göremiorum, fun skilerin ordayım” benzeri, ilgi çekecek koordinatlar da içeren bir yorum yazmak. Bu sayede sosyal medya bilinirliğinizi garantiye alacak ve kim bilir, belki başka sosyal medya arkadaşlarınızla karşılaşacaksınız.

6) Ayaklı tatil fotoğrafı: Doğru kişi olduğunuzdan emin misiniz?

Tatilde ayaklı poz şart değil.

Plajda uzanmış yatan kişinin ayaklarını kadraja dahil ederek kumsal / deniz manzaralı fotoğraf çekmesi ve bunu paylaşması, meşakkatli ve riskli bir iştir. Bu bayramda da, cahil cesaretiyle bu tarzda eser vermeye çalışan gariban amatörler yüzünden yemin ediyorum midem kalktı.
Kadınlar: Pedikürü sakın ihmal etmeyin, ayaklarınıza çok güveniyor olsanız da, fotoğrafı 3-5 dobra arkadaşınızın onayını almadan yayınlamayın.
Erkekler:  Saçmalamayın. Kimse sizin kıllı ayaklarınızı görmek istemiyor. Sakın ha. Saçmalamayın.

Bu gibi artistik pozların altından kalkamayanlar, biraz paraya kıyıp bir Jet Ski kiralayarak veya yalandan iki kite surf tutarak, fazla riske girmeden “ben de burdayım!” diyebilirler.

7) Bilgi vermeyin, ilginçlik yapmayın.
Gittiğiniz yerlere dair kültürel, tarihi veya sosyal ilginçlikleri paylaşımlarınıza katarak insanların içini baymayın. Mesajlarınız “sizin tatilde olduğunuz gerçeği”nin dışında bir artı değer içermemeli, insanları düşünmeye veya öğrenmeye sevk etmemeli. Aksi takdirde konuyu saptırmış olursunuz. Gerek yok.

Bu tatilin, bu sosyal mecranın, bu hayatın kahramanı sizsiniz. Fikirlerin kişiler (siz) ve olayların (yemekleriniz) önüne geçmesine izin vermeyin.

Yolu sosyal medyadan geçen herkesle bir gün, bir yerde check in ederiz.